Yazasım yok bu aralar, içimden gelmiyor nedendir bilinmez, üşeniyorum sanırım, bir yanım kapat şu sayfayı diyor, yaz bir deftere ne yazacaksan ileri de Cem onu okusun, kime ne senin yaşadıklarından, Cemtos'un dan diyor, diğer tarafım ise yok yok keyifle başladığın işe keyifle devam et, içinden geldikçe yaz, kimse okumuyormuşçasına diyor. Offf ben niye ikizler burcuyum yaaa :( . Yok yok, yola devam...
Geçen Çarşamba öksürmeye başlayan Cemavar, perşembe her nefes alışında göğsünden gelen yoğun hırıltılarla bizi endişelendirdi, hemen doktora koştuk, nefes darlığı, bronşlar fena dedi, 2 kez buhar makinasına bağladılar küçük adamı, 15.dk'lik 2 seans halinde buhar verildi ağzına aleti ilk taktıklarında, cıyak cıyak 15 dk.'ya yakın ağladı, en sonunda ağlamaktan baygın düştü, 20 dk moladan sonra ikinci 15 dk. başladığında yatakta yatıyor, alet ağzında efendi efendi sürenin dolmasını bekliyordu, hatta bir eliyle de buhar makinasını tutuyordu kaçmasın diye :)
Bugün Salı Cem hala hırıltılarla dolu ama ilk günkü gibi değil, şuruplarla hırıltı giderme çalışmalarımız devam ediyor.




Cem Bey akşamları ben yemek hazırlarken ayak altında gezmesin, mutfak çekmecelerini döküp saçmasın diye mama sandalyesinde buluyor kendini, bir yandan iş yapıp bir yandan onu eğlendirmeye çalışan bizler, gittikçe bize benzediğini farkettik bu Cemtos'un. Nasıl biz onun karşısında şaklabanlıklar yapıyorsak, artık o da başladı komiklikler yapmaya, şımarmaya, bizi eğlendirmeye.
Geçenlerde anneannesine gittiğimiz yağmurlu bir günde teras'ın penceresinden dışarı bakarken inat etti dışarı çıkacağım diye, annem ıslanırsın bak yağmur yağıyor diyorum, ama yağmur nedir bilmiyor ki, madem öyle dedik giydirdik ve attık terasa küçük adamı. Şaşırdı ne olduğunu anlamadı, sonraaaa yüzünü yağmurun yönüne çevirip kollarını açıp kapattı gözlerini hissetmek için yağmuru.
