. 21:00 geç diyorlar bebeğin uyuması için ama Cem ile akşamları 2,5 saat bile yetmiyor ki. Nitekim bazı akşamlar o uyurken sürekli onu öpüyorum. Sık sık uyanmasından şiddetle sikayet bile etsem bazen uyansa da görsem diye bekliyorum. Gece uyandığında önce fıkırdanıyor, bu fıkırtılar beni uyandırıyor, hemen kalkıp odasına gidiyorum, karanlıkta ona bakıyorum beni görür görmez hemen gülüyor, ahh işte o gülümseme yataktan gözlerimi bile açamadan kalkmaya zorlanan beni mest ediyor amannnn canım feda, uykularım feda bu küçük adama diyorum. Alıyorum kucağıma o minik kafası sağa dönüyor sola dönüyor neye bakıyorsa karanlık odada. Sonra bana bakıp yine gülüyor, cin gibi gözler ahhh diyorum uyumaz bu, yandık. Yine de kucağımda pış pış pış yapıyorum anında gözler kapanıp uykuya dalıyor. Ohhh yaşasın uyudu, koyalım bakalım yatağına, sırtı yatağa değdiği an gözler fal taşı açılıyor, bu işlem bazen 3 – 4 kez tekrarlanıyor en sonunda ben ağlamak üzereyken sızıyor. Koşa koşa yatağıma atıyorum kendimi 3 saat sonra yine aynı film sinemalarda.
Böyle böyle sabah oluyor saat çalıyor, kalkıp hazırlanma zamanı geliyor. Giyinip çıkacağım, ama o uyuyor, offf keşke uyansa diyorum çıkmadan öpsem pıtırımı. Yok ama uyandırmaya gönlüm razı olmuyor mecburen o melek yüzünü görmeden gidiyorum işe. Bazı sabahlar ise ben çıkmadan uyanıyor hemen yanında gidip “günaydınnnnn” diyorum hemen gülüyor o güzel ağzını açarak, sarılıyorum öpüyorum öpüyorum, kokusunu içime çekiyorum. Ohhh işte güne güzel başlamak bu. Günüm keyifle geçiyor Cem ile öpüşüp koklaşıp güne başlayınca.
Çalışan anne demek bebeğini özlemek demek…