Cem hala öksürüyor,bir türlü kurtulamıyoruz öksürükten, yine başladı öksürük şuruplarına, bakalım bu sefer geçecekmi. Doğrusu odasına aldığımız soğuk buhar makinasının çok faydalı olduğu söyleniyor ama henüz bana faydalıymış gibi gelmedi, hatta ters mi tepti diye düşünüyorum.
Geçen gün öğlen yatacağı esnada çıkartmış pijama altını ve çoraplarını, bir girdim ki odasına pijama altı yerde, eee ayaklar da çıplak, çoraplar nerede ?
Pek keyfi yok hala, günün bir kısmı keyifli ve enerjik bir kısmı keyifsiz ve durgun. Onu en çok mutlu eden teyzesi ve dedesi. Onların geleceğini duyduğunda zevkten dört köşe oluyor. Hele dedesi cebinden ona sürpriz çıkarınca...
Haftasonu havanın çok güzel olması tüm İstanbul'lular gibi bizi de dışarı da birşeyler yapmaya itti. Ne yapsak güneşin tadını çıkarsak dedik, benim hiç görmediğim bir yeri seçtik Yıldız Parkı Çadır Köşkü'ne kahvaltıya gittik. Anneannesi, teyzesi, güccük anneannesi ve dedesiyle.Cem parkta gezdi, oyun parkında oynadı, ama kucakta oturmayı arasıra dediğim gibi durgunlaşmayı da ihmal etmedi.
Aaa bu arada
Primam resimleri gönderirse koyacağım buraya Cumartesi akşamı Cem'le Rima'sına gittik, çok özlemiş hergün sorar olmuştu, bazen arıyoruz Rima'yı telefonla, konuşuyorlar iki satır :) Artık kavga etmeden çok güzel oynuyorlar, hatta o akşam dans bile ettiler, Edi'yle Büdü gibiler. Ebru geçen gün ocak başında yemek pişirirken hayal kurmuş, Cem ve Rima büyümüşler akşam dışarı çıkıyorlarmış :) Ayy Ebru o zaman çok yaşlanmış olcazzz :)