1 Aralık 2009 Salı

Cem'in Minik Düşleri



Bayram girdi araya yazamadım buraya :) Nasıl kafiye ama. Anneannesi yoktu, babaannesi yoktu, güccük anneannesi yoktu.  Geçen bayram Bodrum'da olunca bu bayram evimizdeydik, tüm çok sevdikleri uzaktaydı bu bayram ya Cem'in, bizde burada olan yakınlarımızı ziyaret ettik. Nerede o eski bayramlar diycem beni bir tek Reha anlayacak :) Adetler mi değişti, insanlar mı ben anlayamadım. Neyse varsın öyle olsun biz görevimizi yaptık. Bayram sabahı Cem'e el öpmesini öğrettik, ama henüz tam öğrenemedi, elimizi eline alıyor öpüyor, sonra kendi iki elini alnına koyuyor :)



Bayramın ilk günü en yakınlarımız olmadığından bizde kendimize ayırdık o günü dinlendik, keyif yaptık demeyi çok istedim ama Cem'le bir saniye bile oturmadan evde idik önce sonra da Cem karnımda mercimek kadarken gittiğimiz Otağtepe'ye gittik boğazı, gemileri ve kocaman bayrağı görsün diye.





















Cem'in artık Minik Düşleri var :) O ne demek değil mi ? Yani Cem artık yuvaya gidiyor, bugün başladı, sabah 9'da bırakıyorum öğlen 13'de alıyorum. 4 saat boyunca ben özgür oluyorum o da arkadaşlarıyla.



Neden mi böyle bir karar verdim, çünkü ben bir yere kadar ona yetebiliyorum, ben onunla onun istediği gibi oynamaya çalışsam da onun istediği gibi olmuyor, yazın sürekli parklara gidiyorduk ama havalar soğuyunca sürekli dışarı çıkaramıyor hava aldıramıyor, enerjisini boşaltmasını sağlayamıyorum. Ama artık sabah bırakırken ve öğlen alırken evimize çok yakın olduğu için yuvası yürüyerek gidip geleceğiz böylece havasını alacak, orada arkadaşlarıyla oyun oynamasını öğrenecek, sosyalleşecek diyemiyorum çünkü zaten sosyal,  herkesle dost herkesle arkadaş, paylaşmayı öğrenecek demiyorum elinde hangi oyuncak varsa isteyin verir, elinde yediği biskuviyi isteyin verir. Mesela Cem 1,5 yaşından beri mama sandalyesini kullanmıyor hatta yer kaplamasın diye anneme gönderdik bile, bizimle masada yiyor yemeğini ama bir müddet sonra masadan kalkıyor mutfakta başka şeylerle ilgilenmeye başlıyor ama ben biliyorum ki yuvada arkadaşlarını görüp onlarla masada oturmayı, diş fırçalarken diş fırçasını emmemek gerektiğini yani dişi doğru fırçalamayı, oyun oynamayı öğrensin istiyorum. Kurallara uymayı öğrensin, olmaz'ı anlasın istiyorum.



Diğer taraftan da benimde biraz özgür zamana evime, kendime zaman ayırmaya ihtiyacım vardı. Elektrik süpürgesini Cem'in elinden kurtarmak için türlü numaralar yapmadan dolaptan çıkarıp kullanmaya, yemek yaparken bakıcami karıştırıcam diye bacaklarıma dolanan Cem olmadan yemek yapmaya, ve türlü diğer işleri sakin sakin yapmaya ihtiyacım vardı.



Anlatmıştım ya daha önce evimizin önü arkası park diye daha önce, bir de evimizin sağı solu yuva :) Gezdim gördüm bu yuvaları, sonunda Cem'in de orada olmaktan mutluluk duyduğunu bana da güven veren ve bütçeme uygun olanını seçtim. Bütçeme uygun olanını dememin sebebi türlü türlü fiyatlar vari mesela bir tanesinin yarım gün ücretini bir kaç yıl biriktirsem ev alabilirim :)





Minik Düşler nohut oda bakla sofa, sıcak mı sıcak bir yuva, çocuk sayısı az, öğretmenler çok cana yakın. Kısaca biz çok sevdik ve başladık bugün.





Sabah bırakırken nasıl davranacağını tam kestiremedim netice de 6 aydır yapışık ikiz gibiyiz, ama diğer taraftan Cem olgun bir birey gibi. Nitekim yuva terliklerini giyerken ona "Burası senin yuvan, burada arkadaşlarınla birlikte oyunlar oynayacaksın, kahvaltını yapacaksın, ben senin yanında olmayacağım, ben gitmek zorundayım Cem" dedim ve ayrıldım. Arada telefon edip sordum hemen uyum sağladığını kahvaltıda arkadaşlarıyla oturup ama sonra kalktığını söyledi Arzu Hanım, Alışacak.







Almaya gittiğimde çıkmak istemedi Minik Düşlerinden, demek ki ne güzel düşler gördü :)



İlknur öğretmenine sebze yemez dedim, kendisi de aaaa biraz önce öğle yemeğinde ıspanak yedi dedi :) Oley işte bu, bu bile bir gelişme.



İşte böyle umarım çok faydasını göreceğiz.



Minik Düşler'in internet sayfası yenileniyor, ama Bayar Caddesi cıvarında oturuyor ve bilgi almak isterseniz buyrun telefon numarası : (216 ) 476 41 66.



16 Kasım 2009 Pazartesi

Cem Cem yine Cem hep Cem

6 aydır Cem'imle günler su  gibi akıp gidiyor, günler birbirine benzer gibi ama değil her gün başka bir yenilik, farklı bir hareket, yeni bir veya bir kaç kelime...



Evimizin yeri itibariyle arka tarafta otoparkın arkasında 2 çocuk parkı, ön tarafta ise 1 tane çocuk parkı var, ehh zaten onun için seçmiştik, ileri de çocuğumuz olursa bu parklar süper olur demiştik ki valla öyle oldu. Bakıyoruz hangisi daha sakinse ona gidiyoruz.



O da eğleniyor bende. Tırmanma konusunda zaten üstad kendisi, durum böyle olunca parkta tırmanmaları için yapılmış oyuncak yetmiyor kaydıraktan önce kayıyor sonra kaydırağa tırmanıyor, ve merdivenlerinden iniyor. Ters çocuk işte ne yapayım :)



















Zaman zaman Rimacığı ile bir araya geliyorlar, bir gün çok iyi anlaşıyorlar, bir gün savaşıyorlar, ama birbirlerini çok seviyorlar. Ama her buluşmalarında mutlaka ama mutlaka birbirlerine sarılıyorlar :) 











Geçenlerde daha önce Keremciğin doğumgünü vesilesi ile gittiğimiz ama gezemediğimiz Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'ne gittik. Şehrin ortasında böyle bir yer, çok hoş, gerçekten çok başarılı. Piknik sepetini takmalı kola, öyle gitmeli oraya.











Çocuk parkı daha da güzel, tüm oyuncaklar tahtadan, plastik hiç birşey yok, herşey çok doğal.











Günler su gibi akıp giderken, türlü komik haller alan Cemtos'un da fotoğraflarını çekmeden olmuyor. Mesela bu resimde mevcut 2 emziği de bulmuş yatmadan önce, ve ikisini de sokmuş minik ağzına :)











Bugün Primamrimam'a giderken Cem'e bir kaban giydirdim. Eeeee nolmuş yani :) Ama o kaban benim çocukluk kabanım :)







Ebru benimde bir resmim varsa bununla onu da koymamı istedi ama, offf onu bulmam imkansız. Evet 33 sene saklanmış bir kaban, ooo daha neler var neler çocukluğumdan kalma. Bunları saklayan kim mi ?







İşte bu resimdeki minik kadın, canım bitanem anneannem, Cem'in deyimiyle "güccük annane" esasen büyük anneannesi ama minik ya onun için küçük diyor :)



Son olarak şunu belirtmek istiyorum, hayatta en güzel şey insanın yavrusuna kendisinin bakmasıymış.